OUT 5 Partisi
Oynatan: Saphena
Saphena sanırım Türkiye'de Dark Matter'ı ilk keşfeden insandı, daha basılmadan ön spariş verip, x-files benzeri hikayelerden pek de hazzetmeyen bizleri büyük çabalarla ikna etmiştir. Daha önceki, ağırlıklı olarak fantastik oyunlarımızda hissettiğimiz ruhu bunda da bulacağımıza kefil olmasından sonra parti kurulmuştu.
RPG ruhunu son raddede hissetmemizin, o efsane oyunların en büyük payidarıdır.
Karl Magne Volland
Karakterim. Aslen Kaliforniya doğumlu olan Karl, 17 yaşındayken, yüklü bir miktardaki patlayıcıyı para karşılığı Almanya sınırından geçirmeye çalışırken yakalanıp orada 14 yıl hapis yatıp, yaşı otuz beşe dayandığında çıkan bir genel af sayesinde hapisten çıktı. Birleşik Devletler'e girdiğinde sınırda tekrar tutuklandı, iki yıl tutuklu yargılandığı mahkeme sonucunda beraat etti.
16 yıllık hapis hayatının yaklaşık 7 yılını -kısmen kendi isteğiyle- tecritte geçiren Karl, izolasyon dönemini yeraltı medyasını takip ederek geçirdi, bir komplo teorisyeni haline geldi.
Cezasının kendisinde bıraktığı bir iz de, tanıştığı insanların çoğunluğunun kendisini gözetlemek ve/veya kaçırmakla görevli ajanlar olduğu sanrısına kapılmasına neden olan sınır tanımaz paranoyasıdır.
En büyük hobisi taşıt kullanmaktır. Kendisine özgür olduğunu hatırlattığından boş zamanlarını çoğunluğunu ileri sürüş tekniklerini geliştirmeye harcar. Hayattaki bilinen akrabaları hapse girdiğinden beri görüşmediği bir abisi ve iki kuzenidir.
John Smith
John Smith'in adını gerçek olmadığını tanıştığımız andan beri biliyorduk. Oyunlarımız sırasında geçmişini araştırma girişimlerimizden hep eli boş döndük. Enstütü onu yanımıza atadığında bir iç polis olduğunu düşünmüştük ancak daha sonraki çatışmalarımızda hep bizden yana tavır almıştı. İzimizin kaybedileceğini bildiğmiz o araziye son kez giderken bile gerçek adını söylemeyi reddetmesinin nedeninin Karl'ınkine benzer bir ruh hastalığı olduğunu tahmin ediyorum
Zeus Berry
İçimizde -en azından bir zamanlar- Birleşik Devletler'i tüm kalbiyle sevmiş olan tek insan muhtemelen Zeus idi. Harlem'in şimdiki kadar ehlileşmemiş günlerinde büyümüş, o hayattan tek çıkışını orduya yazılmakta bulmuş, orduya olan minneti deney hayvanı olarak kullanıldığı askeri araştırma tesisinden kaçana kadar her gün artmıştı. Zaman zaman, perde arkasındakilerin ona tüm yaptıklarına karşın, hala ülkesine olan bağlılığını hatırladığını düşünürdüm.
Zeus bir ilaç deneyi için neden "yerçekimsiz ortamda hareket" dersi aldığını sormayacak kadar sadık bir askerdi. Kafasının sol ön lobunun bir bölümünü kafatası ile birlikta kaybettiğinde, görme merkezi elektronik bir yedekleme ünitesiyle ortak çalışır hale getirildiğinde ve iskeletine yapısını yıllar geçse çözemeyeceği bir malzemeden eklentiler yapıldığında, -ağır narkozun etkisiyle- hala iyi bir askerdi.
Tutmayan bir hesap nedeniyle narkozun etkisinden üzerindeki deney hala sürerken uyandığında ise koca üssü cesetlerin havalarda fırdöndüğü kanlı bir lunaparka çevirvermişti. O gece kaçmasına kaçtı ama peşindekilerin kim olduğunu düşününce, Zeus Enstütü'ye hepimizden daha fazla muhtaçtı.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder