15 Aralık 2013 Pazar

İstediğimiz Şifreden Başlayabilir miyiz ?





Dünyanın azalan gizemleri, büyüsünü de beraberinde götüredursun,   çözecek hiyologrifleri, çivi yazıları azalan insanoğlu- haritada keşfedilecek yer, boşluk kalmadığını fark edip kendi gizemini kendi gizler oldu.

Kryptos, Vaşington'daki yeni CIA binası için 1990 yılında, Amerikalı heykeltraş Jim Sanborn tarafından dikilen, granit ve bakırdan yapılmış iki parçalı bir anıt.

Anıt üzerinde 4 ayrı şifreli metin bulunuyor. Ayrıca çevresinde mors alfabesi ile yazılmış birkaç cümle de var.  Bu 4 metinlerden 3 tanesi -sonuncusu 98 yılında-  çözüldü. Dördüncüsü ise şifre kırıcılar kahvesinin bitmez tükenmez geyik malzemelerinden.

15 yıldır bu bilmece ile uğraşan amatör ve profesyonel şifrecilerin ilerleme sağlayamamış olması, bilmecenin bu son parçasında, salt matematikten fazlasının gömülü olduğunu düşündürüyor.

Dördüncü metin şifre kırıcıyı yanıltacak biçimde hatalı olabilir. İçeriği yalnızca bir metin değil, ASCII bemzeri bir kodla metne gömülmüş bir resim, matematiksel sembol vs. olabilir. Hatta çözülmesi için CIA içinden bazı verilere ihtiyaç duyuluyor olabilir lakin Kryptos halka açık bir "meydan okuma" olarak tasarlanmamıştır. 

Anıtın şeklinin üzerine giden oldu mu bilmiyorum. Uğraşılan şey iki boyutlu bir sayfa değil üç boyutlu bir anıt olduğuna göre, açılmış bir perdeye ya da kesilmiş bir silindire benzeyen şekli tekrar kıvırmak, katlamak denenmiş midir ? 

Çözüm belki de bir heykeltraştan, müzisyenden, manavdan, şöförden, kısaca işin matematiğinden bir parça uzaktan bakan bir amatörden gelecektir. En nihayetinde anıtı tasarlayan bir şifreci değil, sanatçıdır.

ARKASINDAKİLER

Sanborn - Kuyuya taş atan aha bu
Metinde ne yazıldığını bildiği kesin olan tek kişi, onu emekli bir CIA şifrecisiyle beraber tasarlamış olan Jim Sanborn'dur. Bunun dışında dönemin üst düzey CIA yetkilileri, Sanborn'a şifreleme konusunda danışmanlık yapmış Ed Sheidt de çözümden  kısmen ya da tamamen haberdardır.

Sanborn, kod kırılmadan önce başına bir şey gelmesi ihtimaline karşı, asıl metnin iki farklı kopyasını, anahtarını iki dostuna emanet ettiği özel kasalarda saklamıştır. Sözkonusu dostlarının içeriği bilmediğinden emindir. Dostları, başına bir şey gelmesi halinde çözüm iddialarını test etmekle yükümlüdür. Bunun için önce, müşteri hizmetleri ayarındakilerin kullandığı bir yöntemle çözüm iddialarını kendilerine verilmiş bir tabloyla tartacaklardır. -"çözümün 75. harfi ne, 42. harfi ne" gibi-. Ancak bu kısmi teste doğru cevap verildiği taktirde çözüm adayı, asıl metinle kıyaslanmaya değer bulunacaktır.

Sanborn heykelin bir de "ana bilmece" içerdiğini, asıl mesajın ancak dört metin de çözüldükten sonra ortaya çıkacağını açıklamıştır.



METİNLER ve ÇÖZÜMLERİ

NSA in ilk 3 metni 93 yılında çözdüğünü gösteren belge
Çözümleri Türkçe'ye çevirirken noktalama işaretlerini olduğu gibi bırakmaya çalıştım. Yazım yanlışlarını çeviride değil notlar bölümünde belirttim. Bazı cümleleri devrik ve zorlama bırakmak pahasına anlatımdan çok anlam uygunluğuna önem vermeye çalıştım.


Metin 1

Kullanılan şifreleme yöntemi : Çok Alfabeli Şifreleme, Vigenere Tablosu

Kod sözcük : Kryptos, Palimpsest

Çözülmüş metin : BETWEEN SUBTLE SHADING AND THE ABSENCE OF LIGHT LIES THE NUANCE OF IQLUSION

Türkçe tercümesi : Mahir gölgeleme ve ışık yoksunluğu arasında yanılsamanın nüansı yatar.

Notlar
1- Burada Illusion (yanılsama) sözcüğü bir yazım hatasıyla IQLUSION olarak yazılmış
2- Palimpsest, üzerine başka bir şey yazmak için silinip tekrar doldurulmuş tarihi kitap / belge demektir.
3- Sanborn'un ifadesine göre bu çözüm dördüncü şifreyi çözmek için gereklidir.

Kişisel teori: Metin alacakaranlıkta ya da gündönümü gibi özel bir anda bazı harflerin okunmaz / farklı okunur olmasına gönderme olabilir. Belki de Antikite Mısır'ında rastlanan yapıyı zaman ve mekana yedirme oyunları, 3. metnin seçilme nedenidir.


Metin 2

Kullanılan şifreleme yöntemi : Çok Alfabeli Şifreleme, Vigenere Tablosu

Kod sözcük : Kryptos, Abscissa

Çözülmüş metin : IT WAS TOTALLY INVISIBLE HOWS THAT POSSIBLE ? THEY USED THE EARTHS MAGNETIC FIELD X THE INFORMATION WAS GATHERED AND TRANSMITTED UNDERGRUUND TO AN UNKNOWN LOCATION X DOES LANGLEY KNOW ABOUT THIS ? THEY SHOULD ITS BURIED OUT THERE SOMEWHERE X WHO KNOWS THE EXACT LOCATION ? ONLY WW THIS WAS HIS LAST MESSAGE X THIRTY EIGHT DEGREES FIFTY SEVEN MINUTES SIX POINT FIVE SECONDS NORTH SEVENTY SEVEN DEGREES EIGHT MINUTES FORTY FOUR SECONDS WEST X LAYER TWO

Türkçe tercümesi : tamamen görünmezdi bu nasıl mümkündür ? dünyanın manyetik alanınını kulandılar x dilgi toplandı ve yeraltında bilinmeyen bir lokasyona iletildi x Langley bunu biliyor mu bilmeliler orada dışarıda bir yere gömülü x kim kesin lokasyonu biliyor ? sadece WW bu onun son iletisiydi x otuzseki derece elli yedi dakika altı nokta beş saniye kuzey yetmiş yedi derece sekiz makika kırk dört saniye batı x ikinci katman

Notlar :
1- Yine bir yanlış yazım "underground (yeraltı ) yerine "undergruund" mevcut.
2- Metinde açıkça verilen koordinatlar, heykelin beş metre yakınındaki bir noktayı işaret ediyor. Nokta, CIA merkezinin içinde bir yerde kalıyor.  Şimdiye kadar yaptığım araştırmada bu noktayı inceleyenlerinin bir geri bildirimine rastlamadım ancak koordinatların son derece kesin verilmiş olması, bu noktanın tesadüfi olmayacağı fikrini kuvvetlendiriyor
3-  Sanborn, metinde adı geçen WW nin CIA in o zamanki başkanı olan William Webster olduğunu ve ona çözümü verdiğini açıkladı. Daha sonra ifadesini biraz bükerek Webster'ın bile çözümün tamamına sahip olmadığını ekledi.
4- Cümleler x ya da ? ile ayrılmış. Üçüncü metinde de aynı yöntem izlenmiş. İlki ise zaten tek cümle.
5- Absisca: Tr: Absis, haritadaki koordinat düzleminde x ekseni.


metin 3

Kullanılan şifreleme yöntemi : Kaydırma 

Kod sözcük : 0362514 (KRYPTOS)

Çözülmüş metin : SLOWLY DESPARATLY SLOWLY THE REMAINS OF PASSAGE DEBRIS THAT ENCUMBERED THE LOWER PART OF THE DOORWAY WAS REMOVED WITH TREMBLING HANDS I MADE A TINY BREACH IN THE UPPER LEFT HAND CORNER AND THEN WIDENING THE HOLE A LITTLE I INSERTED THE CANDLE AND PEERED IN THE HOT AIR ESCAPING FROM THE CHAMBER CAUSED THE FLAME TO FLICKER BUT PRESENTLY DETAILS OF THE ROOM WITHIN EMERGED FROM THE MIST X CAN YOU SEE ANYTHING Q ?

Türkçe tercümesi :  yavaşça çaresizce yavaşça girişin aşağı bölümünü tıkayan geçit enkasının kalıntıları titreyen ellerle kaldırılmıştı yukarı sol köşeye küçük bir yarık açtım ve deliği sonra deliği azıcık genişletip mumu soktum ve içeri baktım odadan kaçan sıcak hava alevi dalgalandırdı  ancak içerideki odanın detayları sisin arasından belirdi X bir şey görebiliyor musun Q ?

Notlar :
1-Metin Tutankamon'un mezarını bulan Howard Carter dlı arkeoloğun, mezarın açılış tasvirinden alıntı.
2- Sonundaki "q" harfi dikkat çekiyor.
3- Bu seferki yazım hatası "Desperately"- çazresizce sözcüğünde
4- Sisin içinde artk beliren, duvarında ufak bir delik açılmış oda, ana şifreye ancak bu kadar yaklaşıldığının bir allegorisi mi yoksa tesadüf mü ?


metin 4

kullanılan şifreleme yöntemi
kod sözcük
çözülmüş metin
Türkçe tercümesi
notlar: Sanborn 2006 yılında,  ilk metindeki çözümün bu metin için ip uçları taşıdığını açıkladı. 2010 yılında ise şifrelenmiş metindeki "64-69 NYPVTT" harflerinin çözümünün "BERLIN" olduğunu söyledi. Bu iki ipucuna rağmen henüz bir ilerleme sağlanabilmiş değil.

 Metnin heykeldeki hali aşağıda. Şu an çözülmüş olan 1. ve 3. metni kalın ve altı çizili olarak yazdım.

Sol sütun kod, sağ sütun anahtar metinleridir.


EMUFPHZLRFAXYUSDJKZLDKRNSHGNFIVJ
YQTQUXQBQVYUVLLTREVJYQTMKYRDMFD
VFPJUDEEHZWETZYVGWHKKQETGFQJNCE
GGWHKK?DQMCPFQZDQMMIAGPFXHQRLG
TIMVMZJANQLVKQEDAGDVFRPJUNGEUNA
QZGZLECGYUXUEENJTBJLBQCRTBJDFHRR
YIZETKZEMVDUFKSJHKFWHKUWQLSZFTI
HHDDDUVH?DWKBFUFPWNTDFIYCUQZERE
EVLDKFEZMOQQJLTTUGSYQPFEUNLAVIDX
FLGGTEZ?FKZBSFDQVGOGIPUFXHHDRKF
FHQNTGPUAECNUVPDJMQCLQUMUNEDFQ
ELZZVRRGKFFVOEEXBDMVPNFQXEZLGRE
DNQFMPNZGLFLPMRJQYALMGNUVPDXVKP
DQUMEBEDMHDAFMJGZNUPLGEWJLLAETG
 ABCDEFGHIJKLMNOPQRSTUVWXYZABCD
AKRYPTOSABCDEFGHIJLMNQUVWXZKRYP
BRYPTOSABCDEFGHIJLMNQUVWXZKRYPT
CYPTOSABCDEFGHIJLMNQUVWXZKRYPTO
DPTOSABCDEFGHIJLMNQUVWXZKRYPTOS
ETOSABCDEFGHIJLMNQUVWXZKRYPTOSA
FOSABCDEFGHIJLMNQUVWXZKRYPTOSAB
GSABCDEFGHIJLMNQUVWXZKRYPTOSABC
HABCDEFGHIJLMNQUVWXZKRYPTOSABCD
IBCDEFGHIJLMNQUVWXZKRYPTOSABCDE
JCDEFGHIJLMNQUVWXZKRYPTOSABCDEF
KDEFGHIJLMNQUVWXZKRYPTOSABCDEFG
LEFGHIJLMNQUVWXZKRYPTOSABCDEFGH
MFGHIJLMNQUVWXZKRYPTOSABCDEFGHI
ENDYAHROHNLSRHEOCPTEOIBIDYSHNAIA
CHTNREYULDSLLSLLNOHSNOSMRWXMNE
TPRNGATIHNRARPESLNNELEBLPIIACAE
WMTWNDITEENRAHCTENEUDRETNHAEOE
TFOLSEDTIWENHAEIOYTEYQHEENCTAYCR
EIFTBRSPAMHHEWENATAMATEGYEERLB
TEEFOASFIOTUETUAEOTOARMAEERTNRTI
BSEDDNIAAHTTMSTEWPIEROAGRIEWFEB
AECTDDHILCEIHSITEGOEAOSDDRYDLORIT
RKLMLEHAGTDHARDPNEOHMGFMFEUHE
ECDMRIPFEIMEHNLSSTTRTVDOHW?OBKR
UOXOGHULBSOLIFBBWFLRVQQPRNGKSSO
TWTQSJQSSEKZZWATJKLUDIAWINFBNYP
VTTMZFPKWGDKZXTJCDIGKUHUAUEKCAR
NGHIJLMNQUVWXZKRYPTOSABCDEFGHIJL
OHIJLMNQUVWXZKRYPTOSABCDEFGHIJL
PIJLMNQUVWXZKRYPTOSABCDEFGHIJLM
QJLMNQUVWXZKRYPTOSABCDEFGHIJLMN
RLMNQUVWXZKRYPTOSABCDEFGHIJLMNQ
SMNQUVWXZKRYPTOSABCDEFGHIJLMNQU
TNQUVWXZKRYPTOSABCDEFGHIJLMNQUV
UQUVWXZKRYPTOSABCDEFGHIJLMNQUVW
VUVWXZKRYPTOSABCDEFGHIJLMNQUVWX
WVWXZKRYPTOSABCDEFGHIJLMNQUVWXZ
XWXZKRYPTOSABCDEFGHIJLMNQUVWXZK
YXZKRYPTOSABCDEFGHIJLMNQUVWXZKR
ZZKRYPTOSABCDEFGHIJLMNQUVWXZKRY
 ABCDEFGHIJKLMNOPQRSTUVWXYZABCD



Kaynaklar:

İlk üç metnin çözümü için tıklayın.

İnsan Kaçıran Denklemler


Sneakers - Şifreciler filmi vizyona girdiği 92 yılında oldukça ilgi toplamış, o zamanlar yarı-büyü havasında tanıtılan elektronik şifreciliğin popüler, bir o kadar da şehir efsanelerine açık bir konu olmasına katkıda bulunmuştur.

Film Redford'dan rahmetli River Phoneix'e gişeye oynayacağı garanti pek çok yıldızı yan yana koyar. Kör gözüyle gözetleme, scrabble ve görmeden araç kullanma gibi kimi sahneleri - haydi  klasik demeyelim- hatırlanan görsellerde yerini alır.




Kıyıda köşede kalmış matematik doktoru Janek'in konferans  sahnesi ise üzerine vuran slaytların anlamsızlığı kadar, kaynağı açısından da önemlidir

Sahnedeki slaytları, filmin matematik danışmanı olan Len Adelman hazırlar. Filmin Senaristi Larry Lasker 1983 yılında, muhteşem "war games"i yazdıktan sonra Adelman ile iki farklı proje konusunda görüşür. İlki o yıllarda, bilgisayar teknolojisinin sivil hayata hızla girmesiyle popüler bir konu haline geleceği belli olan şifreler, ikincisi "yedi uyuyanlar - ecnebi versiyonu rip van vinkle" dan alınan ilhamla,  "beyin fonksiyonları donmuş" olan bir grup parkinsonlunun yıllar sonra çözülüp hayata dönmesi üzerinedir. Larry şifreleme fikrindense daha garanti görünen "uyanan beyinler" senaryosuna döner, 1990 da Awakenings'i yazar.

Bu projeyi bitirmesinin ardından Adelman'a tekrar uğrayıp, şifrecilik ile ilgili filminin bir sahnesi için matematik slaytları hazırlamasını ister. Hayatını verdiği alanın, bir büyük filmin ana konusu olması fikrinden heyecanlanan Adelman,  birkaç dakikalık sahnede birkaç saniye görünecek slaytlar için oldukça uzun çalışır. Farazi konferans slaytlarında 100 basamaktan büyük asalları ayıklamak için kullanılan "sayı cismi kalburu"na, Artin eşlemelerine değinir. 

Aldelman'ın tasarlamadığı slayt.

Aldelman
Ancak sahne çekilirken,  "elle yazılmış notlar" görüntüsünün daha etkileyici olacağı gerekçesiyle hazırladığı slaytlar çöpe atılır. Sahne için anlamsız, konuyla ucundan  alakalı herkese  komik gelecek kadar basit çizimler kullanılır.  Yine de Larry, Adelman'a karısını Robert Redford ile tanıştırma sözünü tutar.

Belli ki yapımcılar, Hawking'in yayımcısının  "kitaba konan her denklem, satış rakamını yarıya indirir" sözünü ciddiye almış, Adelman'ın slaytlarını fazla "matematik" bulmuşlardır. Aldelman'ın avuntusu en azından "Gauss oranlamasında bir devrim" sözünün sahnede kullanılmasıdır.

Aldelman günümüzde en yaygın kullanılan şifreleme tekniklerinden (ki tarihte hepi topu birkaç yöntem geliştirilmiştir) RSA'in üç mucidinden biri, kısaltmadaki "A" harfinin temsil ettiği insandır. 


Bath Nişanı
Ek not:  Aslında yöntem adı geçen üçlüden bir kaç yıl önce, 1974 yılında ingiliz şifreci Clifford Cocks tarafından bulunmuş, ancak buluşu çalıştığı İngiliz istihbarat servisi tarafından çok gizli olarak sınıflandırıldığından, yöntemi yayınlayamamış, adını verememiştir. Bu fedakarlığının ve bilinmeyen başka çalışmalarının  karşılığında aldığı "En Onurlu İngiliz Yüksek Şövalye Örgütü (Bath)" dostluk nişanına değip değmediğine takılmış mıdır acaba ?

Aldelman'a dönersek, kendisi aynı zamanda bir matematik problemini DNA kullanarak çözmüş ilk insandır. Bilime onlarca katkısından en görüneni, "bilgisayar virüsü" teriminin isim babalığıdır. 

Hollywood'un konuya bu derece hakim bir uzmanın üç slaydına bile tahammül edememesi bir yana, hafifmeşrep bilgisayar filmleri arasında  bir kült  olma özelliğini koruyan Sneakers, hala keyifli bir nostalji akşamı için iyi malzemedir 

Aldelman Debelenirken
Bugün Okulda Köklü Sayıları Öğrendik.

Kaynaklar:




7 Aralık 2013 Cumartesi

Yanlış Düşen Yıldırım


Elime zorunlu bir takas sonucu geçen Neil Gaiman imzalı "Midnight Days" cildinin ikinci öyküsü, Amerikan başkan adayı bir kukla hakkında.

 Macerada çiçek çocukları, bir yıldırım tarafından hayat verilmiş bir kuklayı Reagan'a karşı aday gösteriyor, rakibinin gerçekten canlı olduğunu fark eden Reagan hükümeti de çareyi -muhtemelen öldürmek mümkün olmadığından- kuklayı roketle,  ebediyete kadar dünya etrafında dönmek üzere uzaya göndermekte buluyor.


Swap Thing serileri, tabiatın zaman zaman, kendini korumak için can verdiği, insanlaştırdığı bitkilerle ilgili. Bu sefer, aslında bir ağacı, çalıyı, yosunu vurması gereken "büyülü yıldırım", kazayla -tabiatın bir hatası sonucu- bir terzi kuklasını vurup canlandırıyor.  ( "Doğanın kendine atadığı şampiyon" deyince akla bir refleks gibi  "Ent"ler gelebilir. Gelirse, öyküdeki kuklanın daha az karton olduğunun hakkını hemen vermek gerekir.)

 Neil Gaiman "Swamp Thing" serisine katkı yaparken yine kendi karanlık ve hayatın umulmadık yerlerine dokunan vuruşunu kullanmış. Kendini koruyabilen tabiat ana fikrinin çekiciliğine, hata yapmanın insancılığını eklemiş.  Yine Gaiman'ın alışık olduğumuz düğümleri kendini gösteriyor: masumlara zarar veren iyiler, çiçekler kadar salgın hastalıkların da anası olan tabiat, sıradışı davranarak korunan sıradan hayat vb.

Gaiman'ın bu 80'ler hikayesi, Hippilerin neye dönüştüğünü ya da dönüşemediğini, "Ota, tohuma ve dikene kaçmış mide bulandırıcı Hippi"lerden yakınan bir hipi eskisi karakterin kışkırtmasıyla,  aynı karanlık ve renkli pencereden soruveriyor.

"Sanayi Toplumu ve Geleceği" adlı manifesto, Amerikan solunun eleştirisi ile başlar. Amerikan solu güçsüzün yanında olmayı güçsüzlük sevgisine dönüştürmüştür. Bu süreçte gerçekten kazanacağına dair inancını da yitirmiştir. Bu yüzden olmayacak şeyler istemekle kalmaz, bunları, istemesiyle olmayacak hale de getirir. Yakın dönem hareketlerin de bu mirası taşıdığını söyleyebilir miyiz ?
                                   

Newsroom dizisinde Occupy hareketi temsilcisine "Gayet açık ve hiç de akıldışı olmayan bir taleple işe başladınız, ama şimdiden talep sayınızı 14e çıkarıdınız." diye çıkışan yeniyetme muhabiri hatırlıyor insan. Ve festivale evrildikçe buharlaşan diğer hareketleri.

Daha fazla kafa açmadan, Gaiman'ın, Sandman'in ilk cildinde yaptığı, DC çizgiroman kahramanlarını öykülerine  dahil etme çabasını yererek kapatalım. Şu canım kurguya Batman'i uysa da uymasa da tıkıştırmak, okumadan atlanacak iki sayfa hariç büyük bir zarar vermemiş gerçi ama merak ediyorum, o yıllarda başka kaç ciltte,  Batmangilleri "stokta şişen ürünü çok satana bağlayan deterjancı" mantığıyla satmaya çalıştılar acaba.





4 Aralık 2013 Çarşamba

50 Yıldır 5 Dakikalık Ün

Beat Kuşağı İkinci Dünya Savaşı'ndan çıkan Amerikan gençlerinden oluşan, yumuşak bir varoluşçulukla bohemlik arasında gidip gelmiş bir ekip. Jack Keroukac ile gaza gelip iş ciddiye binince popülizme veya hippilere evrilmişler.

Phillipa Follon Beat kuşağı ile alay eden B sınıfı filmde okuduğu beatnik (Beat kuşağını alaya almak için üretilmiş bir terim) şiiriyle akıllarda kalmış, bunun dışında kayda değer izini bulamadığım bir oyuncu. Filmin amacını ve şüphesiz ufkunu aşan şiir ve Phillipa Follon'un hipnotik performansı rastgelmiş olanları elli yıl sonra hala şaşırtıyor.

Gözlerini içine döndür ve vakumu kaz




My old man was a bread stasher all his life.
He never got fat. He wound up with a used car,
a 17 inch screen and arthritis.
Tomorrow is a drag, man.
Tomorrow is a king sized bust.
They cried ‘put down pot,’ ‘don’t think a lot,’ for what?
Time, how much? And what to do with it.
Sleep, man, and you might wake up digging the whole
human race giving itself three days to get out.
Tomorrow is a drag, pops, the future is a flake.
I had a canary who couldn’t sing.
I had a cat who let me share my pad with her.
I bought a dog that killed the cat who ate the canary.
What is truth?
philippa_fallon_4
I had an uncle with an ivy league card.
He had a life with a belt in the back.
He had a button-down brain.
Wind up a belt in the mouth with a button-down lip.
We cough blood on this earth.
Now there’s a race for space.
We can cough blood on the moon soon.
Tomorrow’s dragsville, cats.
Tomorrow is a king size drag.
Tool a fast shore, swing with a gassy chick.
Turn on to a thousand joys.
Smile on what happened, or check what’s going to happen,
You’ll miss what’s happening.
Turn your eyes inside and dig the vacuum.
Tomorrow, DRAG.


Kaynak: http://phillipafallon.blogspot.ca/

Gidilmez Kasabalar


R.E Howard, Kimerya'lı Conan karakterini yaratırken, Conan'ın yaşayacağı fantastik çağı, dünyayı da geniş ölçekte tasarlamaya başlamıştı. Hiborya çağı denilen bu kurgusal dönemi,günümüz dünyasının büyük tufandan önceki hali olarak kaleme aldı. Hiborya çağı konusunda Howard'a getirilen en yaygın eleştiri, Hiborya toplumlarnın ve coğrafyasının fazlasıyla gerçek dünyayı andırması, özellikle milletler konusunda yaygın klişeleri bütün sığlığıyla taşımasıdır. 

Hiborya'da dünya milletleri, kendilerini çağrıştıran adlarla, Tunç devrinden Orta çağa kadar uzanan, keyfi seçilmiş teknolojik seviyeye sahip ve elbette büyüyle, fantastik yaratıklarla oldukça haşır neşir gruplardır. Benzer bir yaklaşımı yıllar sonra yazılmış FRP dünyası Forgotten Realms'de bulabiliriz.


Tarih ve eski kulturlere, edebiyata dair amatör üstü düzeyde geniş bilgisi olan Howard'ın -Örneğin önceki eserlerinden Solomon Kane'de yaptığı gibi- gerçekçi, tarihle örtüşen elemanlar kullanmak yerine böyle keyfi bir kokteyl seçmiş olması kimi zaman yazarlığını gururla yaptığı "pulp" edebiyat kültürüne, kimi zaman tarihi detayları birbirine uydurmaya uğraşmaktan kaçınmasına, tembelliğine yorar.

Aslında iki iddia da kısmen yerindedir. Howard'ın okuyucusu muhtemelen detaylı tarihten sıkılacaktı ve Howard kendini gerçek ile kısıtlamayarak yazma hızı kazanıyordu. Ancak bu görüşler aynı sorunun tersten sorulmuş haline cevap vermez: Eğer tüm mesele gerçeğin okur ve yazar üzerindeki kısıtlaycığıysa, Neden tamamen kurgusal  yazım evreni seçmemiştir ?

Niyetli yorumcunun nihayetinde yine yazar ve okur tembelliğine yoracağı bir cevapla, Howard'ın okurun halihazırda sahip olduğu kalıp yargıları ve bu yargılaırn getireceği çağrışımların avantajını kullnamak istediğini söyleyebiliriz. Howard örneğin Turan'lı dendiğinde, orta sınıf fantastik kurgu okurunun aklında canlanacak Türk/Selçuklu tipini, toplumunu tahmin ediyordu. Bu sayede detayları sıfırdan almak yerine, ortak kalıpların arasında, sandallı ayağıyla tüm dünya imparatorluklarını çiğneyen kahramanını merkeze koyabiliyordu. Conan yalnızca çağının değil, öykünün de herşeyi olmalıydı.


Daha mikro ölçekte benzer yaklaşım kullanan yazarlardan en kayda değer olanı -Howard'ın da yakın arkadaşı ve yazınsal abisi olan- Lovecraft'dır. Öykülerinde aşina olduğu Massachusetts arka planını kullanmak isteyen Lovecraft, gerçek yerleşimlerin halihazırdaki yer ve tarihlerinin öykülerinin önünde engel teşkil etmemesi için bu eyalette üç hayali kasaba  (Arkhamn, Dunwich, Innsmouth) tasarlamıştır.





İzinden giden okuyucusu Stephen King'in Maine'deki  Derry, Castle Rock ve Salem's Lot'u yaratması gibi.





Ne tarihsel tutarlılık, ne sıfırdan yaratmak iyi öykünün gerek koşulu değildir. Tutarlılık aranacaksa ilk bakılacak yer kurgunun içinde kalan dünyadır.


2 Aralık 2013 Pazartesi

Corciya Rehbertaşları

Bazen dünyanın gizemlerinin tamamen ortadan kalktığını, "gizli yediler" ruhunun sahaflarda ölümü beklediğini düşünürüm. Artık ne Altın Elbiseli Adam, ne Tutankamon'un mezarı ne  Stonehenge'ın sırları kalmıştır şaşırtacak.  Tüm sırlar bir Discovery Channel belgeseli kadar derindir.

Rehber Taşlar (Özgün adı"Georgia Guidestones"), bu büyüsü kaçmış dünyayı, yukarıdaki sığlığından kurtaran "güzel" gizemlerden. 1979 yılında nereden gelip nereye gittiği bilinmez bir -ya da fazla- ademoğlu tarafından dikilmiş modern bir anıt.

Yaygın kanıya göre kıyamet sonrasındaki nesillere rehber olması için dikilmiş. 8 modern ve 4 antik dilde, 10 maddelik öğütler ve temel astronomik bilgiler anıta yerleştirilmiş.

Bu haliyle anıt, kıyamet sonrasında daha hızlı bir "düz kontak" yapabilmenin alet çantası gibi. Granitten yapıldığı için dayanıklı, boyutları sayesinde yitmesi zor. Zaman ve coğrafi ölçümler unutulursa astronomi bilgilerini anıttan çıkartmak, yaygın dillerden birinin konuşanı kalmazsa, dili deşifre edebilmek için diğer dillerdeki metni kıyaslamak mümkün olacak. Sağ kalan bilgi yitmeyecek, daha önemlisi yeni kurulacak uygarlık anıtı diken(ler)in taşlara kazıdıkları öğütleri rehber edinecek.

Anıtı kimin diktiği muallak, imza olarak "R.C. Christian" kullanılmış, taşların projesinin teslim edildiği ocağa verilen spariş de bu isim altında.  Bu, muhtemelen Gül-Haçlılara (RoseChristian) yapılmış bir atıf. Taşlara kazınmış ilkerden bazıları "insanlığı birleştirmek", uzun vadeli planlamayla şekillendirmek gibi Gül-Haç ilkeleriyle örtüşüyor.

Projenin maliyetinin 300000 dolar olduğu tahmin ediliyor. Dikildiği noktanın neye göre seçilmiş olduğuna dair  farklı teoriler olsa da, akla en uygunu nakliye maliyetini düşürmek için  granit ocaklarının ve işletmelerinin kalbine yakın bir noktanın tercih edilmiş olması.

Anıt yıllarca vandalizmden uzak, belki hiç gelmeyecek görev gününü, seyrek turistlerin ziyaretleriyle beklemiş. Ta ki  Barrack Obama Amerikan başkanı seçilene kadar. Zenci ve geçmişinde müslüman izler olan bir başkanın dünyanın patronu olmasını bir "İlüminati" faaliyetinin sonucu sayan aşırı sağcılar, seçim sonuçlarının açıklanmasını takip eden günlerde sprey boyalarla anıta saldırmışlar. Temizlenmiş haliyle sapa yatağında eski görünümünü sürdüren anıta artık güvenlik kameraları eşlik ediyor.


5.5 metrelik altı granit levhaya, 12 dilde aşağıdaki ilkeler yazılmış:
  1. İnsanlığı 500,000,000 altında, doğa ile daimi uyum içinde tutun. 
  2. Üremeyi bilgelikle yönlendirin - zindeliği ve çesitliliği geliştirerek.
  3. İnsanlığı yaşayan bir dilin altında birleştirin.
  4. Tutkuyu - inancı - geleneği- ve tüm şeyleri  kararında bir akılcılıkla yönetin.
  5. Insanları ve milletleri adil yasalar ve adaletli mahkemelerle koruyun.
  6. Tüm milletlerin dış çekişmeleri bir dünya mahkemesinde çözmek üzere kendini yönetmesine izin verin.
  7. Önemsiz yasalardan ve gereksiz memurlardan kaçının.
  8. Sosyal görevlerle bireysel hakları dengeleyin.
  9. Geçeği - güzelliği - sevgiyi ödüllendirin sonsuz ile uyumu arayarak.
  10. Dünyada bri kanser olmayın. Doğaya yer bırakın. Doğaya yer bırakın.

Yetmişlerin nükleer kıyamet korkusuna, güçlü şekilde kök salan çevrecilik akımına ve henüz yok olmamış toplumculuğuna yaraşır ilkeler. Yedinci madde elzem.