18 Ekim 2017 Çarşamba

Hayali Kurgunun Yin-Yangı

George R. R. Martin'in adını ilk kez, Ursula Le Guin ile beraber konuk olduğu bir radyo söyleşisinde duydum. gerek yazdığı serinin ismi, gerek programda sunuluş şekli ile illk duyumda martin'i "bir başka fantastik bestseller yazarı" sanmış ve feci yanılmılştım. Programın konusu Bilim Kurgu'nun yaratıcı ve felsefi fikirlerin tartışılması için son edebi sınır, hatta son kale olup olmadığıydı. İlk konuk olan Martin bu fikre katılmıyor, hatta fikri ana -alaycı adlandırması ile "ciddi"- edebiyat akımlarına karşı savunmacı bir çaba olarak görüyordu. Martin "edebiyatta tür ayrımından hoşlanmadığını, hele ki bilim kurgu ile fantastik kurgu ve hatta korku edebiyatı arasındaki ayrımı yapay bulduğunu, babasının adlandırması ile "hayali kurgu" adının uygun olduğunu söyledi. kendisinin yalnızca "acayip şeyler" adını kullandığını da belirtti.

Martin, bu türler arasında fantastik kurgu'nun son yıllarda bilim kurgu'nun önüne geçmiş görünmesini, insanların "bilimin daha iyiye yol açacağına" dair inançlarını yitirmesine bağladı, ki bu çok daha uzun bir yazının/ tartışmanın konusu olmalıdır.

Le Guin ile ard arda dinlendiğinde ikisi de "hayali kurgu"nun türleri arasında geçiş yapmış, çirkin kötü orkların güzel iyi elfler tarafından tepelendiği, yedi kollu lazer tabancalı uzaylıların robot imparatorluğuna karşı savaştığı karbon kopya öykülerden ötesini yazmış; hayali kurgu'yu felsefi, politik ve sosyolojik soruların sorgulanmasında harika bir araç olarak kullanmış bu iki yazarların çatışan dünya görüşlerine rağmen yakın durduklarını görmek ilginçti. Bir tarafta erkek diline hakim, iktidarı anlatan martin, diğer yanda feminizmin ve anarşizmin edebiyattaki tartışmasız sözcülerinden, iktdarın sözcüklerinden bile kurtulmamız gerektiğini anlatan Le Guin.

Bugün, eserlerinden adamakıllı haberdar olduktan sonra tekrar üzerine düşündüğüm bu tartışmanın, bilinç akışını salt serbest çağrışımdan ayıramayan, ard arda "karizmatik" sözcükleri muğlak bir konu ile bağlayıp "gizemci roman" yazdığını sanan, içine elf koyunca fotokopi işi bir savaş öyküsünü "satar" hale getirdiğine inananlara broşür olabileceğine karar verdim.

Martin'in neden fantastik kurgu yazıyorum sorusuna cevabı şudur:


En iyi fantastik kurgu rüyaların dilinde yazılır. Rüyalar kadar gerçektir-gerçekten daha gerçektir- en azından bir için, uyanmadan önceki o uzun, sihirli an için.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder